76/90 Kaşık Dolusu Hayal

Hiçbir şey, insanın hayal gücü kadar hür değildir.

Davıd Hume

Bugün imkansıza meydan okuyan bir adamın zihnine davet ediyorum seni.

Mükemmelliyetçi diyebileceğimiz bu adam, hayal gücüne hiç sınır koymayan ve imkansızı kabullenmeyen biri.

Stanley Kubrick

Bir gün, Barry Lyndon filminin çekimleri sırasında sadece mum ışığı ile aydınlatılmış bir ortamda çekim yapmak istediğini söyler Kubrick. İmkansızı zorlayan ışıkçısı bu sefer dayanamaz ve bu çekimin ellerindeki kamera ile kesinlikle mümkün olmadığını söyler.

Sette bir anda mitolojik bir karakterin hikayesi can bulur.

Daidalus, ustaca işleyen anlamına gelen adına yakışır şekilde oğlunu kapalı kapılar ardından kurtarmak için kolları sıvar. Oğlu İkarus ve kendisi için, balmumundan yaptığı kanatlar ile üstlerine vurulan kilitten kurtulurlar.

Daidalus uçmadan önce oğluna, çok alçaktan uçarsa kanatlarının denizden nem kapacağını, çok yüksekten uçarsa ise güneş ışınlarından kanatlarının yanacağını söyler. İkarus’a dengeli ve ölçülü bir şekilde uçması gerektiğini tembihledikten sonra ikisi de uçmaya başlarlar.

İkarus uçmanın verdiği keyif ile babasının sözlerini unutur ve yükseldikçe yükselir.

Set çalışanın ağzından dökülen son cümle ile setin havası buz gibi olur.

İkarus, balmumundan olan kanatları ile güneşe yaklaştıkça kanatları erimeye başlar ve Ege denizinin karanlığında kaybolur.


Kubrick derin bir nefes alır ve herkes ondan “sete kaldığımız yerden devam, mum ışığı yok” cümlelerini beklerken ağzından bambaşka cümleler dökülür.

“İkarus’un hikayesinin anlatmak istediği tek şey; balmumunun güneşe yaklaşmak için doğru bir materyal olmamasıdır. Kanatları yaparken Daidalus daha çok düşünmeliydi, der.

İkarus belki de ilk ve son kez deneyimleyebileceği bir şeyi, sonuna kadar götürmek ister. Uçmak başlı başına bir cesaretken, o merakla daha fazlasını keşfetmek üzere yükselir. Özgürlük uğruna verilen tüm emekler, yakıcı bir tutku ile küle döner. Evet, İkarus’un hikayesinden çıkaracağımız çok önemli dersler var ama o da başka bir günün konusu olsun.

Bugün çocukluğumuza emanet ettiğimiz şeye dönelim.

Hayal Etme Cesaretine.

Kendini sınırlar koyma, hayal etmeye devam et. Gerçekler hayallerin eyleme geçmiş halidir.

Kubrick ne yaptı dersin, mum ışığında çekim yapabildi mi?

“İmkansız bu, boşver” demedi. Hayal etti ve eyleme geçti. Zamanının en hızlı objektiflerini buldu. En kısa sürede, en yüksek ışığı toparlamak üzere NASA’nın Apollo Projesi için özel olarak geliştirilen objektiflerden temin etti. Üç yıllık bir hazırlık ile hayalindeki sahneleri, imkansız denileni imkanlı hale getirdi.

Reçete hazır, bir tutam cesaret, bir tutam eylem ve kaşık dolusu hayal…

Kitap önerisi:

Ben Kirke – Madeline Miller

Mitolojik hikayeleri net bir şekilde bilmeme rağmen keyifle okuduğum, okudukça araştırdığım, araştırdıkça daha çok keyif aldığım, bol bol öğrendiğim, nefis bir romandı.

Kaynak: Gabriel Garcia de Oro – La Empresa Fabulosa

76/90 Kaşık Dolusu Hayal” için bir yanıt

  1. Geri bildirim: LaTua

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s